14 Temmuz 2013 Pazar

 ALLAHÜ TEALÂ'YI O'NUN GÜZEL İSİMLERİYLE BİLMEK

Değerli Kardeşim,
Ulu Yaratan'ı fıkıh bilginlerimizin bildirdiği gibi bilmenin yöntemlerinden biri de O'nun güzel isimlerini öğrenmektir. Hatırlayacaksınız daha önceki yazılarımdan birinde "Bir varlığı bilmek, onun özellik, nitelik ve sıfatlarını bilmektir. Bir varlığın ne kadar çok niteliğini biliyorsak onu o kadar iyi biliyor ve tanıyoruz, demektir." anlamına gelen satırlar yazmıştım. İşte Ulu Rabbimizin birçok seçkin nitelik ve sıfatları da kendisine isim olmuş ve bizler için bir ilahî rahmet olan kitabı Kur'an-ı Kerimde O kendisini bizlere bu isimlerle tanıtmıştır. O sebeple bu isimleri bilmek, onların anlamlarına vakıf olmak, kuşkusuz Allahü Tealâ'yı bilmenin en iyi yöntemlerinden biridir.
Kur'an-ı Kerimde:
"En güzel isimler O'nundur (Allah'ındır)" (Haşr, 24)
"En güzel isimler Allah'ındır, O'na o isimlerle dua edin, O'nun isimleri konusunda eğriliğe sapanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasını göreceklerdir." (Araf, 180)
buyruldu.
Hadis-i Şerifte de:
"Allah'ın 99 ismi vardır. Kim bunları ezberlerse (îman eder ve ezbere sayarsa)Cennete girer" (Buhârî, Müslim)
buyruldu. 
# Allah'ın isimleri tevkifîdir..
"Allah'ın isimleri tevkifîdir. Yâni, Allah hakkında ancak âyet ve hadîslerde anılan ve söylenmesine izin verilmiş olan isimler kullanılabilir. Rastgele isim izafe edilemez. (Birgivi Vasiyetnamesi Şerhi)
Allah ism-i şerifi, Cenâb-ı Hakk'ın has ismidir. Bu itibarla diğer isimlerin ifade ettiği bütün güzel vasıfları ve İlâhî sıfatları içine alır. Diğer isimler ise, yalnız kendi mânalarına delâlet ederler. Bu bakımdan Allah isminin yerini hiçbir isim tutamaz.
Bu isim, Allah'tan başkasına mecazen de olsa verilemez. Diğer isimlerinden bazılarının, Allah'tan başkasına isim olarak verilmesi caizdir." [1]
Yani daha açık bir anlatımla insanlara Kadir, Kerim gibi isimler verilebilir. Ancak bu isimlerin başına "kul" anlamına gelen "abd" kelimesi eklenerek Abdülkadir, Abdülkerim şeklinde verilmesi elbette edebe daha uygundur. 
#Allah'ın Diğer İsimleri
"Allah'ın isimleri 99 taneden ibaret değildir. Âyet ve hadîslerde bu 99 isimlerden ayrı olarak Allah'a başka isimler de izâfe edilmiştir.
Allah'a izâfe edilen diğer bazı isimler şunlardır:
el-Vâhid'in yerine el-Ehad, el-Kahhâr'ın yerine el-Kâhir, eş-Şekûr'un yerine eş-Şâkir; el-Kâfi, ed-Dâim, el-Münevver, es-Sıddık, el-Muhît, el-Karîb, el-Vitr, el-Fâtır, el-Allâm, el-Ekrem, el-Müdebbir, er-Refî', Zittavl, Zülmeâric, Zülfadl, el-Hallâk, el-Mevlâ, en-Nasîr, el-Gâlib, el-Hannân, el-Mennân...
Allah ism-i şerîfi, Kuran-ı Kerîm'de 2800 defa zikredilmiştir. Allah isminden sonra Kuran'da en çok anılan isim, Rab ismidir. 960 yerde zikredilmektedir. Rab isminden sonra, Kuran'da en çok yer alan isimler ise; Rahmân, Rahîm ve Mâlik isimleridir. Fâtiha sûresinde "Allah" isminden sonra sıra ile zikredilen bu dört ism-i şerîfe, Cenâb-ı Hakk'ın Rubûbiyet Sıfatları adı da verilmektedir.
Terbiye etmek, büyütmek, yetiştirmek mânalarını ihtiva eden Rab kelimesinin asıl mânası: Bir şey'i derece derece yükselterek, gayesi olan en mükemmele erişinceye kadar kollayan, demektir." [2] 
#Esmaül hüsna (Allahü Tealâ'nın güzel isimleri)
Hadîslerde zikri geçen 99 isim şunlardır:
Allah, er-Rahmân, er-Rahîm, el-Melik, el-Kuddûs, es-Selâm, el-Mü'min, el-Müheymin, el-Azîz, el-Cebbâr, el-Mütekebbir, el-Hâlık, el-Bâri', el-Musavvir, el-Gaffâr, el-Kahhâr, el-Vehhâb, er-Rezzâk, el-Fettâh, el-Alîm, el-Kâbıd, el-Bâsıt, el-Hâfıd, er-Râfi, el-Muiz, el-Müzill, es-Semi', el-Basîr, el-Hakem, el-Adl, el-Lâtîf, el-Habîr, el-Halîm, el-Azîm, el-Gafûr, eş-Şekûr, el-Aliyy, el-Kebîr, el-Hafîz, el-Mukît, el-Hasîb, el-Celîl, el-Kerîm, er-Rakîb, el-Mücîb, el-Vâsi', el-Hakîm, el-Vedûd, el-Mecîd, el-Bâis, eş-Şehîd, el-Hakk, el-Vekîl, el-Kaviyy, el-Metîn, el-Veliyy, el-Hamîd, el-Muhsî, el-Mübdî, el-Muîd, el-Muhyî, el-Mümît, el-Hayy, el-Kayyûm, el-Vâcid, el-Mâcid, el-Vâhid, es-Samed, el-Kâdir, el-Muktedir, el-Mukaddim, el-Muahhir, el-Evvel, el-Âhir, ez-Zâhir, el-Bâtın, el-Vâli, el-Müteâlî, el-Berr, et-Tevvâb, el-Müntakim, el-Afüvv, er-Raûf, Mâlikü'l-Mülk, Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm, el-Muksit, el-Câmi', el-Ganiyy, el-Muğni, el-Mâni', ed-Dârr, en-Nâfi', en-Nûr, el-Hâdi, el-Bedî', el-Bâkî, el-Vâris, er-Reşîd, es-Sabûr.
Bunlardan birkaçının anlamına değinecek olursak:

"Er-RAHMÂN
Ezelde bütün yaradılmışlar hakkında hayır ve rahmet irade buyuran; sevdiğini, sevmediğini ayırdetmiyerek bütün mahlûkatını sayısız nimetlere garkeden... Hayatları için lüzumlu olan bütün rızıkları veren...
Er-RAHÎM
Pek ziyade merhamet edici; Verdiği nimetleri iyi kullananları daha büyük ve ebedî nimetler vermek suretiyle mükâfatlandırıcı... Rahmân ism-i şerîfinden Allahü Tealâ'nın ezelde bütün mahlûkatı için hayır ve rahmet irade buyurduğu anlaşılır. Rahîm ism-i şerîfi ise, mahlûkatı arasında irade sahipleri, hususan mü'minler için rahmet-i İlâhiyyenin tecellisini ifade eder.
El-MELİK
Bütün mahlûkatın hakikî sâhibi ve mutlak hükümdarı... Allah'ın, ne zâtında ve ne de sıfatında hiçbir varlığa ihtiyacı yoktur. Bilâkis herşey zâtında, sıfatında, varlığında ve varlığının devamında O'na muhtaçtır. Bütün kâinatın hakikî sahibi, mutlak hükümdarıdır.
El-KUDDÛS
Hatadan, gafletten, aczden ve her türlü eksiklikten çok uzak ve pek temiz... Allah, hissin idrâk ettiği, hayalin tasavvur ettiği, vehmin tahayyül ettiği, fikrin tasarladığı her vasıftan münezzeh ve müberradır. O hatadan, gafletten, acizden ve her türlü eksiklikten çok uzak ve pek temiz olandır. Bu bakımdan her türlü takdîse lâyıktır. İnsan su-i ihtiyarı karışmadığı müddetçe kâinatta fıtrî olarak bulunan umumî temizlik hakikatı da, Cenâb-ı Hakk'ın Kuddûs isminin tecellîsidir." [3]
Allahü Tealâ'nın güzel isimleri ve onların kısaca anlamları şöyledir:
"1. Allah: Cenâb-ı Hakk'ın, diğer isimlerin ifade ettiği bütün güzel vasıfları ve ilâhî sıfatları içine alan öz adı.
2. Er-Rahmân: Dünyada bütün mahlûkata merhamet eden, şefkat gösteren, ihsan eden.
3. Er-Rahîm: Ahirette, sadece müminlere acıyan, merhamet eden.
4. El-Melik: Mülkün, kâinatın sahibi, mülk ve saltanatı devamlı olan.
5. El-Kuddûs: Her noksanlıktan uzak ve her türlü takdîse lâyık olan.
6. Es-Selâm: Her türlü tehlikelerden selamete çıkaran. Cennetteki bahtiyar kullarına selâm eden.
7. El-Mü’min: Güven veren, emin kılan, koruyan, iman nurunu veren.
8. El-Müheymin: Her şeyi görüp gözeten, her varlığın yaptıklarından haberdar olan.
9. El-Azîz: İzzet sahibi, her şeye galip olan, karşı gelinemeyen.
10. El-Cebbâr: Azamet ve kudret sahibi. Dilediğini yapan ve yaptıran. Hükmüne karşı gelinemeyen.
11. El-Mütekebbir: Büyüklükte eşi, benzeri yok.
12. El-Hâlık: Yaratan, yoktan var eden. Varlıkların geçireceği halleri takdir eden.
13. El-Bâri: Her şeyi kusursuz ve mütenasip yaratan.
14. El-Musavvir: Varlıklara şekil veren ve onları birbirinden farklı özellikte yaratan.
15. El-Gaffâr: Günahları örten ve çok mağfiret eden. Dilediğini günah işlemekten koruyan.
16. El-Kahhâr: Her istediğini yapacak güçte olan, galip ve hâkim.
17. El-Vehhâb: Karşılıksız nimetler veren, çok fazla ihsan eden.
18. Er-Razzâk: Her varlığın rızkını veren ve ihtiyacını karşılayan.
19. El-Fettâh: Her türlü sıkıntıları gideren.
20. El-Alîm: Gizli açık, geçmiş, gelecek, her şeyi, ezeli ve ebedi ilmi ile en mükemmel bilen.
21. El-Kâbıd: Dilediğinin rızkını daraltan, ruhları alan.
22. El-Bâsıt: Dilediğinin rızkını genişleten, ruhları veren.
23. El-Hâfıd: Kâfir ve facirleri alçaltan.
24. Er-Râfi: Şeref verip yükselten.
25. El-Mu’ız: Dilediğini aziz eden.
26. El-Müzil: Dilediğini zillete düşüren, hor ve hakir eden.
27. Es-Semi: Her şeyi en iyi işiten, duaları kabul eden.
28. El-Basîr: Gizli açık, her şeyi en iyi gören.
29. El-Hakem: Mutlak hakim, hakkı bâtıldan ayıran. Hikmet sahibi.
30. El-Adl: Mutlak adil, yerli yerinde yapan.
31. El-Lâtîf: Her şeye vakıf, lütuf ve ihsan sahibi olan.
32. El-Habîr: Her şeyden haberdar. Her şeyin gizli taraflarından haberi olan.
33. El-Halîm: Cezada, acele etmeyen, yumuşak davranan, hilm sahibi.
34. El-Azîm: Büyüklükte benzeri yok. Pek yüce.
35. El-Gafûr: Affı, mağfireti bol.
36. Eş-Şekûr: Az amele, çok sevap veren.
37. El-Aliyy: Yüceler yücesi, çok yüce.
38. El-Kebîr: Büyüklükte benzeri yok, pek büyük.
39. El-Hafîz: Her şeyi koruyucu olan.
40. El-Mukît: Rızıkları yaratan.
41. El-Hasîb: Kulların hesabını en iyi gören.
42. El-Celîl: Celal ve azamet sahibi olan.
43. El-Kerîm: Keremi, lütuf ve ihsânı bol, karşılıksız veren, çok ikram eden.
44. Er-Rakîb: Her varlığı, her işi her an gözeten. Bütün işleri murakabesi altında bulunduran.
45. El-Mucîb: Duaları, istekleri kabul eden.
46. El-Vâsi: Rahmet ve kudret sahibi, ilmi ile her şeyi ihata eden.
47. El-Hakîm: Her işi hikmetli, her şeyi hikmetle yaratan.
48. El-Vedûd: İyiliği seven, iyilik edene ihsan eden. Sevgiye layık olan.
49. El-Mecîd: Nimeti, ihsanı sonsuz, şerefi çok üstün, her türlü övgüye layık bulunan.
50. El-Bâis: Mahşerde ölüleri dirilten, Peygamber gönderen.
51. Eş-Şehîd: Zamansız, mekansız hiçbir yerde olmayarak her zaman her yerde hazır ve nazır olan.
52. El-Hak: Varlığı hiç değişmeden duran. Var olan, hakkı ortaya çıkaran.
53. El-Vekîl: Kulların işlerini bitiren. Kendisine tevekkül edenlerin işlerini en iyi neticeye ulaştıran.
54. El-Kaviyy: Kudreti en üstün ve hiç azalmaz.
55. El-Metîn: Kuvvet ve kudret menbaı, pek güçlü.
56. El-Veliyy: Müslümanların dostu, onları sevip yardım eden.
57. El-Hamîd: Her türlü hamd ve senaya layık olan.
58. El-Muhsî: Yarattığı ve yaratacağı bütün varlıkların sayısını bilen.
59. El-Mübdi: Maddesiz, örneksiz yaratan.
60. El-Muîd: Yarattıklarını yok edip, sonra tekrar diriltecek olan.
61. El-Muhyî: İhya eden, yarattıklarına can veren.
62. El-Mümît: Her canlıya ölümü tattıran.
63. El-Hayy: Ezeli ve ebedi bir hayat ile diri olan.
64. El-Kayyûm: Mahlukları varlıkta durduran, zatı ile kaim olan.
65. El-Vâcid: Kendisinden hiçbir şey gizli kalmayan, hiçbir şeye muhtaç olmayan.
66. El-Macîd: Kadri ve şânı büyük, keremi, ihsanı bol olan.
67. El-Vâhid: Zat, sıfat ve fiillerinde benzeri ve ortağı olmayan, tek olan.
68. Es-Samed: Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, herkesin muhtaç olduğu merci.
69. El-Kâdir: Dilediğini dilediği gibi yaratmaya muktedir olan.
70. El-Muktedir: Dilediği gibi tasarruf eden, her şeyi kolayca yaratan kudret sahibi.
71. El-Mukaddim: Dilediğini yükselten, öne geçiren, öne alan.
72. El-Muahhir: Dilediğini alçaltan, sona, geriye bırakan.
73. El-Evvel: Ezeli olan, varlığının başlangıcı olmayan.
74. El-Âhir: Ebedi olan, varlığının sonu olmayan.
75. Ez-Zâhir: Yarattıkları ile varlığı açık, aşikâr olan, kesin delillerle bilinen.
76. El-Bâtın: Aklın tasavvurundan gizli olan.
77. El-Vâlî: Bütün kâinatı idare eden, onların işlerini yoluna koyan.
78. El-Müteâlî: Son derece yüce olan.
79. El-Berr: İyilik ve ihsanı bol olan.
80. Et-Tevvâb: Tevbeleri kabul edip, günahları bağışlayan.
81. El-Müntekım: Asilerin, zalimlerin cezasını veren.
82. El-Afüvv: Affı çok olan, günahları mağfiret eden.
83. Er-Raûf: Çok merhametli, pek şefkatli.
84. Mâlik-ül Mülk: Mülkün, her varlığın sahibi.
85. Zül-Celâli vel İkrâm: Celal, azamet, şeref, kemal ve ikram sahibi.
86. El-Muksit: Mazlumların hakkını alan, adaletle hükmeden, her işi birbirine uygun yapan.
87. El-Câmi: İki zıttı bir arada bulunduran. Kıyamette her mahlûkatı bir araya toplayan.
88. El-Ganiyy: İhtiyaçsız, muhtaç olmayan, her şey O'na muhtaç olan.
89. El-Mugnî: Müstağni kılan. İhtiyaç gideren, zengin eden.
90. El-Mâni: Dilemediği şeye mani olan, engelleyen.
91. Ed-Dârr: Elem, zarar verenleri yaratan.
92. En-Nâfi: Fayda veren şeyleri yaratan.
93. En-Nûr: Âlemleri nurlandıran, dilediğine nur veren.
94. El-Hâdî: Hidayet veren.
95. El-Bedî: Misalsiz, örneksiz harikalar yaratan. (Eşi ve benzeri olmayan).
96. El-Bâkî: Varlığının sonu olmayan, ebedi olan.
97. El-Vâris: Her şeyin asıl sahibi olan.
98. Er-Reşîd: İrşada muhtaç olmayan, doğru yolu gösteren.
99. Es-Sabûr: Ceza vermede, acele etmeyen." 

Allahü Tealâ'nın Kuran'da bizlere bildirilmiş olan her güzel ismi, O'nun tüm alemleri kapsayan özel bir sıfatının derin ve şumullü anlamının bir simgesi durumundadır. Dolayısıyle bu isimleri anlamlarıyla ayrıntılı şekilde bilen, Rabbini bilmiş olur. İşte o sebepledir ki Rasulullah Efendimiz bunları ezbere sayanı cennetle müjdelemiştir. Allah (c.c.) bizleri, Rabbini en iyi şekilde bilen arif kullarından eylesin.
Allah'a emanet olunuz...
Dr. İsmail Ulukuş Hocamıza yazısından dolaı teşekkür ederiz...
Bu yazı esinti.biz adresinden alıntı yapılmıştır...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder